VAHİY 13
1 Sonra on boynuzlu, yedi başlı bir canavarın denizden çıktığını gördüm. Boynuzlarının üzerinde on taç vardı, başlarının üzerinde küfür niteliğinde adlar yazılıydı. 2 Gördüğüm canavar parsa benziyordu. Ayakları ayı ayağı, ağzı aslan ağzı gibiydi. Ejderha canavara kendi gücü ve tahtıyla birlikte büyük yetki verdi. 3 Canavarın başlarından biri ölümcül bir yara almışa benziyordu. Ne var ki, bu ölümcül yara iyileşmişti. Bütün dünya şaşkınlık içinde canavarın ardından gitti. 4 İnsanlar canavara yetki veren ejderhaya taptılar. ‹‹Canavar gibisi var mı? Onunla kim savaşabilir?›› diyerek canavara da taptılar. 5 Canavara, kurumlu sözler söyleyen, küfürler savuran bir ağız ve kırk iki ay süreyle kullanabileceği bir yetki verildi. 6 Tanrı'ya küfretmek, O'nun adına ve konutuna, yani gökte yaşayanlara küfretmek için ağzını açtı. 7 Kutsallarla savaşıp onları yenmesine izin verildi. Canavar her oymak, her halk, her dil, her ulus üzerinde yetkili kılındı. 8 Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu'nun yaşam kitabına adı yazılmamış olan herkes ona tapacak. 9 Kulağı olan işitsin! 10 Tutsak düşecek olan Tutsak düşecek. Kılıçla öldürülecek olan Kılıçla öldürülecek. Bu, kutsalların sabrını ve imanını gerektirir. 11 Bundan sonra başka bir canavar gördüm. Yerden çıkan bu canavarın kuzu gibi iki boynuzu vardı, ama ejderha gibi ses çıkarıyordu. 12 İlk canavarın bütün yetkisini onun adına kullanıyor, yeryüzünü ve orada yaşayanları ölümcül yarası iyileşen ilk canavara tapmaya zorluyordu. 13 İnsanların gözü önünde, gökten yere ateş yağdıracak kadar büyük belirtiler gerçekleştiriyordu. 14 İlk canavarın adına gerçekleştirmesine izin verilen belirtiler sayesinde, yeryüzünde yaşayanları saptırdı. Onlara kılıçla yaralanan, ama sağ kalan canavarın onuruna bir heykel yapmalarını buyurdu. 15 Canavarın heykeline yaşam soluğu vermesi için kendisine güç verildi. Öyle ki, heykel konuşabilsin ve kendisine tapmayan herkesi öldürebilsin. 16 Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin sağ eline ya da alnına bir işaret vurduruyordu. 17 Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşımayan ne bir şey satın alabilsin ne de satabilsin. 18 Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı insanı simgeler. Sayısı 666'dır.

Önce peygamberlikte geçen figürlerin ne anlama geldiğini bilmeliyiz.
Ejderha=Şeytan (İncil-Efesliler 6:12, Luka 4:6, Yuhanna 12:31-16:11, Kuran-Araf 7:11-18, Sad 38:71-85, İsra 17:61-64, Hicr 15:28-41)
Canavar=Dünya hâkimi güçler, devletler, imparatorluklar (Vahiy 17:9-10).
Deniz (Sular)=Allahın yargılayacağı Cemiyetler, Milletler, Kavimler, Diller (Vahiy 17:15).
Boynuzlar=Devletler, Kırallar, Başkanlar (Vahiy 17:12)
İncil’in Vahiy kitabı, bilhassa 13’üncü bölüm pek çok kişi tarafından merak görmüştür. Çeşitli birçok açıklamalar, yorumlar da yazılmıştır. Ben de kendi anlayışıma dayanarak, hakikate bir ışık tutmaya çalışacağım. (Daniel 12:4)
Ayetlerin Sırasıyla Açıklanması
1 ve 2’inci ayette Ulusların içinden (denizden) çıkan 10 boynuzlu ve 7 başlı canavar neyi ifade eder? Buradaki 7 baş, tarih sahnesine çıkmış ve dünyaya hükmetmiş yedi büyük küresel gücü (krallığı) temsil eder. Bu imparatorlukların sıralaması hakkında farklı yorumlar mevcuttur. Örneğin yaygın bir görüş sırayı; 1. Mısır, 2. Asur, 3. Babil, 4. Med-Pers, 5. Grek (Yunan), 6. Roma ve 7. Anglo-Amerika (İngiltere-ABD) olarak kabul ederken, bazı yorumcular farklı devletleri öne sürer. Ben bu yazımla tartışma konusu açmak istemiyorum, çünkü bu 7 başlı canavarın küresel krallıkları temsil ettiği konusunda genelde çok yorumlar ile hemfikiriz. Zaten tüm yazıyı okuduğunuzda, bu detayların konumuzu ilgilendirmediğini göreceksiniz. Canavarın başlarındaki 10 boynuz ise son günlerde dünya üzerinde güç sahibi olacak devletleri ve liderleri simgeler (Vahiy 17:12). Bu canavar misali hâkim güçlere yetkisini ve tahtını verense Ejderha yani Şeytandır (Luka 4:6- Araf 7:14-15).
3’üncü ayette canavarın başlarından birinin ölümcül bir yara aldığı, 14. ayette ise bu yaranın bir "kılıç darbesi" olduğu belirtilir. Bu durum, o gücün büyük bir savaş, iç savaş ya da dış güçlerin saldırısı sonucu yıkımın eşiğine geleceğini gösterir. Bu olay henüz gerçekleşmedi ancak çok yakın bir zamanda yaşanmasını bekliyoruz. İlginç olan şudur ki, bu ölümcül darbeden sonra canavar hızla iyileşecek; tüm dünya hayranlık ve şaşkınlık içinde Şeytan’a (ejderhaya) ve o krallığa/devlete (canavara) boyun eğip secde edecektir (Vahiy 13:3-4).
5 ve 6’ıncı ayette bu küresel krallığa kibirli sözler söylemesi, kutsal değerlere küfretmesi ve Tanrı’nın gökteki konutuna dil uzatması için 42 ay süre (mühlet) verilir. Bu süre sembolik değil, birebir harfi anlamıyla anlaşılmalıdır. Çünkü aynı dönem diğer ayetlerde "3,5 vakit (yıl)" ve "1260 gün" olarak da doğrulanmaktadır; bu da sayının kesinliğini ortaya koyar (Vahiy 12:14; 11:3; 11:2, Daniel 12:7; 7:25).
7 ve 8’inci ayette canavarın, Allah’ın sadık kullarına karşı savaş açacağı ve hatta onları yenmesine izin verileceği yazılıdır. Ayette geçen "boğazlanmış Kuzu" ifadesi, çarmıha gerilerek kurban edilen İsa Mesih’i kasteder. Allah’ın Mesih’ine ait olan "yaşam kitabında" adı yazılı olmayan yeryüzündeki tüm insanlar, bu canavara tapacaktır.
9 ve 10’uncu ayetler kutsallara karşı açılacak bu amansız savaşta, inananların bir kısmı tutsak düşecek, bir kısmı ise kılıçla öldürülecektir. İşte bu zorlu süreç, Allah’ın kullarının gerçek sabrını ve imanını sınayacaktır.
11 ve 12’inci ayetlerde bundan sonra yerden çıkan başka bir canavar tasvir edilir. Kuzu gibi masum iki boynuzu olan ama tıpkı bir ejderha (Şeytan) gibi konuşan bu ikinci canavar, ölümcül yarası iyileşen ilk canavarın tüm yetkisini onun adına kullanır ve insanları ilk canavara tapmaya zorlar.
Bu tablo, günümüzdeki siyasi yaşananlara/uygulamalara hiç de yabancı değildir; ABD ve İsrail ortaklığı bu tarife fazlasıyla uymaktadır. İsrail’in, ABD’nin arkasındaki asıl güç olarak onun her türlü imkanını kendi çıkarları doğrultusunda kullanması artık kimseyi şaşırtmıyor. Dünyaya kendilerini mağdur, gaz odalarında katliama uğramış Yahudileri aciz bir halk gibi sunan sayısız Hollywood yapımı filmler izledik, tek taraflı, yalanlarla dolu kitaplar okuduk. Küresel kamuoyunda derin bir sempati/duygudaşlık uyandırarak, kendilerini dünyaya saf bir kuzu gibi göstermeyi gerçekten çok iyi başardılar.
13 ve 14’üncü ayetlerde gökten yere ateş yağdıracak kadar büyük mucizeler ve belirtiler sergileyeceği söyleniyor ki, bu durum günümüz askeri teknolojisiyle tamamen mümkündür. Uzay tabanlı lazer silahları, balistik ve Hipersonik füzeler, uydudan nokta atışı yapan kinetik bombardıman sistemleri (Brilliant Pebbles / Akıllı Çakıl Taşları) gibi teknolojiler bu kehanetin zeminini hazırlamaktadır. İkinci canavar, bu teknolojik gövde gösterileriyle kitleleri saptıracak ve ilk canavarın onuruna bir "heykel" yapılmasını emredecektir. Asıl insanlığı bağlayan kritik süreç de tam olarak burada başlamaktadır.
Konuşan Heykel ve Dijital Kölelik Sistemi
15’inci ayette sözü geçen heykelin, bildiğimiz tahta ya da taştan cansız bir heykel olmayacağı kesindir. Tarih boyunca egemenler heykelleri güç, otorite ve tapınma sembolü olarak kullanmıştır. Ancak bu heykelin radikal bir farkı var: Konuşabiliyor, kendisine tapınılmasını istiyor ve tapmayanları öldürebiliyor.
Milyarlarca insanı tek bir merkezden yönetecek bu teknolojiyi kurgulamak, yapay zekâ çağında yaşayan bizler için artık hiç de zor değil. Bugün cep telefonlarındaki ve tabletlerdeki yapay zekâ yazılımlarını çocuklar bile kullanıyor. Bu zekâ, milyarlarca insana aynı anda mantıklı cevaplar verebiliyor ve her an kendini güncelliyor.
Dünyanın her yerine döşenen 5G altyapısı ve internet ağları, insanlığı küresel sisteme köleleştirmek, insanı Allahtan/Yaratıcılarından koparıp üzerinde mutlak bir kontrol mekanizması kurmak içindir. Dikilecek olan o sembolik "heykel" (merkezi yapay zekâ sistemi), tüm bu küresel ağı ve yeryüzündeki askeri/teknolojik gücü tek başına yönetme kapasitesine sahip olacaktır.

Bugün evlerimizdeki akıllı televizyonlar, telefonlar, güvenlik kameraları ve uydular vasıtasıyla insanlık kesintisiz bir biçimde izlenmekte ve dinlenmektedir. Araçlardan lastiklere kadar yerleştirilen GPS sistemleri, biyometrik kimlikler ile pasaportlardaki çipler sayesinde herkesin anlık konumu nokta atışıyla belirlenebilmektedir. Kısacası, korkunç bir dijital denetim çağında yaşıyoruz.
Bahsedilen heykel (merkezi sistem), yeryüzündeki herkesi aynı anda dinleyebilir, yapay zekâ tabanlı dijital avatarlar (Profil resmi veya simge) aracılığıyla insanlarla birebir iletişim kurabilir. Sisteme itaat edenlere ödüller, etmeyenlere cezalar kesebilir; insanlar hakkında tutuklama ya da ölüm emirleri çıkarabilir. Bugün internette karşımıza çıkan hedef odaklı reklamları düşünün; bu sistemin sahip olacağı yetki ile yapacağı küresel dayatmanın boyutunu tahmin etmek hiç de zor olmayacaktır. Hiçbir insan aynı anda 8 milyar kişiyi denetleyemezdi (izleyip, dinleyip, takip vs.); ancak bu dijital sistem tek bir merkezden tüm dünyayı avucunun içine alacaktır. Kurulacak robot ordulara ve kolluk kuvvetlerine doğrudan emri bu merkezi yapay zekâ verecek, infazlar dakikalar içinde gerçekleşecektir.
Öğrencileri, İsa Mesih’e son günlerin alametlerini sorduğunda Mesih şöyle yanıt vermiştir (Matta 24:14-19):
Peygamber Daniel'in sözünü ettiği yıkıcı iğrenç şeyin kutsal yerde dikildiğini gördüğünüz zaman -okuyan anlasın- Yahudiye'de bulunanlar dağlara kaçsın. Damda olan, evindeki eşyalarını almak için aşağı inmesin. Tarlada olan, abasını almak için geri dönmesin. O günlerde gebe olan, çocuk emziren kadınların vay haline! (Daniel 11:31, 12:11, Markos 13:14)
Allahın yardımı ile, artık günümüzde bu sözlerin ne anlama gelebileceğini çok net görebiliyoruz. Bu peygamberlik 2 zaman dilimini anlatıyor. Hem M.S. 66-70 yıllarında Romalıların Yeruşalim’i (Kudüs) kuşatması ve aniden çekilmesi ve sonra da 70 yılında ikinci kuşatma ile harap etmesi ile yerine gelirken, peygamberlik son günlerde olacak olaylara da dikkati çekiyor. Ben 40 yıldır İsa’nın bu sözünü anlamamıştım. Ne demekti, ‘damda olanın eşyasını bile almak için aşağıya inmemesi? Tarlada olan hırkasını bile almak için dönmemesi’? Neden bu kadar acele edilmeliydi? Önce bize anlayış veren Allaha şükürler olsun. O heykelin herkesi tanıdığı ve kimleri mimlediği kesin. Kriter ise apaçık. Allaha iman edip, kesin kararlılıkla heykele tapmayı reddeden herkes heykelin görüş açısında demektir. Kişi ister Eskimo’da ister Himalaya’da ister Afrika’nın çölünde bir kabilede olsun, yıllardır hazırladıkları o kara listeye göre heykelin insanları tutuklama, öldürme emri vermesi, dünyanın istediğimiz bir noktasına bir anlık mesaj gönderme süratinden daha hızlı olacaktır.
Canavarın Damgası ve Ekonomik Kuşatma
16 ve 17’inci ayetlerde Canavar, insanların sağ eline ya da alnına bir damga (işaret) vuracaktır. Bu işareti taşımayanların herhangi bir şey alması ya da satması tamamen yasaklanacaktır. Baskının boyutunu hayâl edin. Dijitalleşen dünyada tüm market kasaları, devlet kurumları, bankalar ve tapu daireleri bu merkezi sisteme bağlı olacaktır. Damgası (dijital onayı) olmayan kişi ne evini ne arabasını ne de parmağındaki yüzüğü satabilecektir; ekmek bile alamayacaktır.
Pandemi döneminde dünya çapındaki kısıtlamaların ve dijital kod uygulamalarının tek bir merkezden nasıl hızla devreye sokulduğunu hepimiz gördük. Tamamen dijitalleşen ve nakitsiz topluma geçiş yapan bir dünyada, bu yaptırım gücünün ne kadar mutlak olacağını tahmin etmek zor değildir. Kendini Tanrı ilan eden bu küresel güç, insanlık üzerinde tam bir hakimiyet kuracaktır. (Daniel 11:36-37, 2.Selanikliler 2:4, Hezekiel 28:9, Daniel 7:8, 20, 25, Daniel 8:11-12, 25, Vahiy 19:20)
18’inci ayette insanı simgeleyen 666 sayısından bahsediyor. Bunun hakkında çok yorumlar varsa da ben bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum. Allah dilerse muhakkak o anlayışa da bir gün sahip olacağız.
"İnsanlar, 'Barış ve güvenlik' dedikleri zaman, gebe kadına aniden gelen doğum sancıları gibi, aniden gelen bir yıkımla karşılaşacaklar ve asla kaçamayacaklar." 1.Selanikliler 5:3
Babil Kralının Altın Heykeli

Tarihin Tekerrürü
Vahiy kitabının 13’üncü bölümü hakkında yazılanları ve yorumlarını inandırıcı bulmayanlar için tarihte yaklaşık 2600 yıl öncesine gitmemiz gerek. Bahsi geçen o korkunç 7 canavarlardan biri de Babil’di. Bakın o zamanın Kıralı olan Nebukadnetsar ne yapmış.
Kral Nebukadnessar altın bir heykel yaptı; boyu altmış (27m.), eni altı arşındı (2,7m.). Onu Babil ilinde, Dura Ovası'na dikti (Irak-Antik Babil). Satrapları, kaymakamları, valileri, danışmanları, haznedarları, yargıçları, güvenlik görevlilerini ve illerin bütün öbür yüksek memurlarını diktiği heykelin adama törenine çağırttı. Böylece satraplar, kaymakamlar, valiler, danışmanlar, haznedarlar, yargıçlar, güvenlik görevlileri ve illerin bütün öbür yüksek memurları Kral Nebukadnessar'ın diktiği heykelin adama töreni için toplanarak heykelin önünde durdular. Sonra haberci yüksek sesle bağırdı: “Ey halklar, uluslar, her dilden insanlar, size şöyle yapmanız buyruluyor: Boru, ney, lir, kanun, arp, davul ve her çeşit çalgı sesini duyar duymaz yere kapanıp Kral Nebukadnessar'ın dikmiş olduğu altın heykele tapınacaksınız. Her kim yere kapanıp tapınmazsa hemen kızgın fırına atılacaktır.” Bu yüzden ne zaman boru, ney, lir, kanun, arp ve her çeşit çalgı sesi duyulsa, bütün halklar, uluslar, her dilden insanlar yere kapanıp Kral Nebukadnessar'ın diktiği altın heykele tapındılar. (Daniel 3:1-7)
Görüldüğü üzere bu gibi çılgınlık insanlık tarihinde ilk olmadı. Şeytan her devirde insanları Allahtan koparıp, putlara tapmaya zorladı. Veya Allahın kitaplarına inandıklarını söyleyen dinleri gerçeklerden uzaklaştırıp, şeytani anlayışa, uydurma, Allahtan uzak bilgilere, putperest adetlere yönlendirdi. İnsanlık ise hakikatleri değil, yalanları sevdiler.
İşte bu nedenle Allah, yalana kanmaları için onların üzerine yanıltıcı bir güç gönderiyor. Öyle ki, gerçeğe inanmamış ve kötülükten zevk almış olanların hepsi yargılansın. (2.Selanikliler 2:11-12)
Küreselleşme ve Büyük Sınanma Saati
Vahiy 17’inci bölüm, 13’üncü bölümdeki 10 boynuzun anlamını daha da netleştirir:
Gördüğün on boynuz, henüz egemenlik sürmemiş on kraldır. Ama bunlar, canavarla birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar. Düşünce birliği içinde olan bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara verecekler. (Vahiy 17:12-13)
Bu ayetler bize, günümüzün "Küreselcilik" (Yeni Dünya Düzeni) ideolojisinin tam anlamıyla gerçekleşeceğini açıkça gösteriyor. O 10 Boynuz, yani dünya liderleri, tüm egemenlik yetkilerini tek bir merkeze ve o sistemi yöneten lider kişiye devredecektir. Heykel ve ona tapınmaya zorlanan insanlar ve kendini Allah yerine koyan bir kral bu!
Yaşamış, ama şimdi yok olan canavarın kendisi sekizinci kraldır. O da yedilerden biridir ve yıkıma gitmektedir. Gördüğün on boynuz henüz egemenlik sürmemiş on kraldır; canavarla birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar. (Vahiy 17:11-12)

"Sonra yasa tanımaz adam ortaya çıkacak. Rab İsa onu ağzının soluğuyla öldürecek, gelişinin görkemiyle yok edecek. 2. Selanikliler 2:8
Yasa tanımaz adam, her türlü mucizede, yanıltıcı belirtilerle harikalarda ve mahvolanları aldatan her türlü kötülükte sergilenen Şeytan'ın etkinliğiyle gelecek. Mahvolanlar, gerçeği sevmeye ve böylece kurtulmaya yanaşmadıklarından mahvoluyorlar." 2. Selanikliler 2:9
Her ne kadar bu anlatılanlar ilk başta insanlara imkânsız gibi görünse de küresel gücün yapacağı propagandalar kitlelere son derece mantıklı ve kurtarıcı gelecektir. Önce tüm dünyayı tek bir düşüncede, tek bir yönetimde, tek bir inançta, her yerde aynı kanun ve kurallarda birleştirmek çok kişinin gözünde hoş görünecek. Yönetimde pay sahiplerinin sırf kendi çıkarlarını düşündüğünü, milliyetçilik, inanç, ırkçılık, çıkar savaşlarının sonunun da hiç gelmediğini göstererek, tüm gelmiş geçmiş siyasi liderlerin yanlış olduğunu, her kafadan sesler çıktığını, yeryüzünü yaşanmaz hale getirdiklerini söyleyecekler. On binlerce din, mezhep ve tarikatların insanlığa hiç hizmet etmediğini, tam tersine onları saptırdığını, ispatlar ile dünyanın gözleri önüne serecekler. Rüşvet, adaletten uzak taraflı yargıların insanlığı mahvettiği gibi, birçok gerçek ama kötü niyetli söylemler ile insanlığı kendilerine inandıracaklar. Tarihten, geçmişten ispatlayacakları bu kötülükler her ne kadar gerçekse de şeytan ve yetki verdiği o kralların bu kötülükler zeminini asırlardır bilerek veya bilmeyerek kasten hazırladıkları, suçu ise şeytana ve ona uyanlara değil, tabii ki insanlığa ve sisteme ait olduğunu göstermeye çalışacaklar. Uydurma da olsa küresel hastalıklar, organize savaşlar, krizler, pahalılık, yokluklardan yılmış ve yorulmuş insanlık, güvenilir bir sisteme muhtaçtır. Artık dinlerden, peygamberlerden, Allahtan nefret etmeleri için kıvama gelmiş o milletler, dikilen heykele severek tapacaktır. Kabul etmeyenlere neler yapacaklarını yukarıda zaten yazdık. İnsanlık üzerine, Allahın kulları için büyük bir denenme saati başlayacaktır.
«O zaman sizi sıkıntıya sokacaklar ve öldürecekler. Benim adımdan ötürü tüm uluslar sizden nefret edecek. O zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler. Matta 24:9-10
Kardeş kardeşini, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Çocuklar anne babalarına baş kaldırıp onları öldürtecekler. Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır. «Yıkıcı iğrenç şeyin, bulunmaması gereken yerde dikildiğini gördüğünüz zaman… Markos 13:12-14
«Dünya sizden nefret ederse, sizden önce benden (İsa Mesih’ten) nefret etmiş olduğunu bilin. Dünyadan olsaydınız, dünya kendisine ait olanı severdi. Ne var ki, dünyanın değilsiniz; ben sizi dünyadan seçtim. Bunun için dünya sizden nefret ediyor. (Yuhanna 15:18)
Tüm bunlar en geç 2030-2034 yıllarında gerçekleşecek diye inanıyoruz. Nedenini „Din Mafyaları ve Biz” adlı kitabın „İkinci bir ispat daha“ adlı bölümünde açıklamıştım. Oradan kısa bir paragrafı buraya ekliyorum.
Kesin olan bir şey varsa, o da sonla ilgili peygamberlikteki birinci dünya savaşıyla başlayan neslin geçmeyecek olmasını söyleyen İsa Mesih’in sözleridir. (Matta 24:34 Markos 13:30 Luka 21:32) Şimdiye kadar birçok din ve mezhepler bir neslin uzunluğunu herhalde dünya bankasının istatistiklerine göre veya ülkeler arası istatistik ölüm rakamlarına dayanarak ortalama bir sayı çıkarıp, ona yaklaşık 80 sene dediler. Bu insan mantığıydı ama Allahın belirlediği nesil süresi denemezdi. Allah ise insan ömrünün uzunluğunun ne kadar olacağını belirliyor ve Nuh tufanından sonra onun 120 sene olacağını söylüyor. (Tekvin veya yeni tercüme ismi Yaratılış 6:3 ayeti). İsa Mesih’in kastettiği nesil yıllarının uzunluğu da 120 senedir. Bu bir neslin uzunluğuna kesin bir ölçüdür. Bu anlayışa göre, millet millete ülke ülkeye karşı kalkması ilk 1914 yılında, birinci dünya savaşıyla gerçekleşti. Peygamberlikteki 1914 yılı o neslin başlangıcıysa, 120 sene de bir neslin uzunluğu ise, bu da 2034 olur. Bu anlayışa da ben yüzde yüz inandığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Sakın yanlış anlaşılmasın; bu, son 2034 yılında gelecek demek değil, ancak en geç 2034 yılına kadar gelmiş olacak. (Din Mafyaları ve Biz-İkinci bir ispat daha)
Ancak her şeye rağmen kutsal metinlerin sonunda müjde vardır: Bu zalim sisteme boyun eğmeyen, canavarın damgasını reddeden ve imanını sonuna kadar koruyanlar dirilerek, Allahın onu her şey üzerine yetkili kıldığı Mesih ile birlikte sonsuz egemenlikte pay sahibi olacaklardır. (Matta 28:18, Yuhanna 17:2, 1.Petrus 3:22, 1.Korintoslular 15:27)
Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim." Kuran- Âl-i İmrân, 55

"Bazı tahtlar ve bunlara oturanları gördüm. Onlara yargılama yetkisi verilmişti. İsa'ya tanıklık ve Tanrı'nın sözü uğruna başı kesilenlerin canlarını da gördüm. Bunlar, canavara ve heykeline tapmamış, alınlarına ve ellerine onun işaretini almamış olanlardı. Hepsi dirilip Mesih'le birlikte bin yıl egemenlik sürdüler." Vahiy 20:4